Marriage Story, tiyatrocu bir çiftin boşanma süreci üzerine minimalist bir film. New York’ta küçük bir tiyatroda yönetmenlik yapan Charlie (Adam Driver) ve oyuncu Nicole (Scarlett Johansson) genç yaşta tanışıp evlenmiş ve çocuk sahibi olmuşlardır. İkisi de idealist ve hırslı olan bu iki sanatçı, kendi idealleriyle partnerlerinin istekleri arasında bir denge bulmaya çalışırken, aralarındaki mesafe açılır. Nicole, ailesinin yanına California’ya taşınır. Başlangıçta geçici bir ayrılık gibi görünen bu olay, sonrasında tam teşekküllü bir boşanma davasına dönüşür.
Film böyle başlıyor. Yönetmen Noah Baumbach’ın aktardığı biçimiyle, çifti boşanma noktasına getiren olaylar o kadar da önemli değil. Bunun yerine, boşanma sürecine eşlik eden güçlü duyguların yönetimi filmin asıl meselesini oluşturuyor. Marriage Story, partnerler için bir öğrenme, baş edebilme, olgunlaşma hikayesi.
Baumbach, klişeye düşmenin çok kolay olduğu bir türde zoru başarıyor. Boşanma gibi toplumsal ölçekte çok sıradan, ama bireysel olarak çok trajik bir sürecin içerisinde, bir ilişkiyi özel yapanı çekip çıkarıyor. Bunu da, taraflar arasında bir seçim yapmadan, seyirciyi ahlaki bir gri alana davet ederek gerçekleştiriyor. (Bununla birlikte, özellikle filmin ikinci yarısında, Charlie’nin daha fazla sahne aldığını, ayrılığın sonuçlarıyla hangi duygusal aşamalardan geçerek yüzleştiğinin daha detaylı anlatıldığı söylenebilir.)
Marriage Story, duygulara hitap ederken ölçülü olan, dramın içerisinde komik ya da tuhaf olanı gösterebilen tatlı bir film. Adam Driver, karmaşık duyguları vücut diliyle çok iyi anlatan, ifadesi güçlü bir performans sergiliyor. Scarlett Johansson’ın ise gördüğüm en iyi performansı bu olabilir. İki oyuncu arasındaki uyum da şahane.


